Yetkinlik gelişimi, organizasyonların karşılaştığı en önemli konuların başında geliyor. Bu açığı kapatmak için işletmeler düzenli eğitimler organize ediyor, toplu eğitim programları yürütüyor ve çalışanlarını çeşitli gelişim faaliyetlerine dahil ediyor.
Ancak çoğu zaman şu temel soruyla karşı karşıya kalıyoruz: Eğitim verildi, memnuniyet ölçüldü, hatta katılımcılar eğitimden olumlu geri bildirim verdi. Peki bu eğitim gerçekten davranışa dönüştü mü? Çalışan öğrendiğini işine uygulayabildi mi? Organizasyonun yetkinlik seviyesi somut olarak yükseldi mi?
Aslında burada bir yanlışlık yok. Formal eğitimler elbette gereklidir; ortak dil oluşturur, temel bilgi sağlar ve gelişim için başlangıç noktası yaratır. Ancak tek başına sınıf eğitimi, istenen davranış değişikliğini ve kalıcı yetkinlik artışını sağlamak için çoğu zaman yeterli değildir.
Bu durumu en iyi açıklayan yaklaşımlardan biri 70/20/10 öğrenme modelidir (Eichinger & Lombardo). Bu modele göre öğrenmenin yaklaşık %70’i iş başında deneyimleyerek, %20’si mentorluk ve geri bildirim yoluyla, yalnızca %10’u ise formal eğitimlerle gerçekleşir. Başka bir ifadeyle, eğitim salonunda öğrenilen bilgi ancak gerçek iş ortamında uygulanıp pekiştirildiğinde kalıcı hale gelir.
Burada skill matrix (yetkinlik matrisi) sistemleri çok güçlü bir araç olarak devreye girer. Skill matrix sayesinde ölçülmesi zor görünen yetkinlikler sayısallaştırılabilir ve çalışanların mevcut yetkinlik seviyeleri objektif olarak değerlendirilebilir. Böylece yalnızca “eğitim verildi” bilgisine değil, eğitimin yetkinlik seviyesine ne kadar katkı sağladığına odaklanmak mümkün olur.
Bu yapı aynı zamanda önemli KPI’ların oluşturulmasına da olanak sağlar. Örneğin, bir işletmenin tüm çalışanlarının ortalama yetkinlik skoru organizasyonun temel göstergelerinden biri olabilir. Bu göstergenin yükselmesi için yeni çalışanların hızlı şekilde yetkin hale getirilmesi, deneyimli çalışanların elde tutulması ve mevcut çalışanların sürekli geliştirilmesi gerekir. Böylece yetkinlik yönetimi, operasyonel performansın doğrudan bir parçası haline gelir.
Liderliğin birçok tanımı yapılabilir. Bana göre liderin en temel sorumluluğu, kendisine bağlı ekibi yetiştirmek ve geliştirmektir. Çünkü güçlü sonuçlar, güçlü ve yetkin ekiplerle elde edilir.
Özetle, eğitim süreçlerine yalnızca verilen eğitim sayısı açısından değil, yetkinlik gelişimine etkisi açısından bakmak gerekir. 70/20/10 öğrenme modeli ile desteklenen ve skill matrix ile ölçülen bir yapı kurulduğunda, eğitim yatırımları somut ve sürdürülebilir sonuçlara dönüşür.
