Dijital Dönüşüm ya da Dijital Tabanlı Yalın Dönüşüm süreçlerinde istenilen sonuçlara ulaşmada büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bu sonucun birçok alt nedeni olabilir ancak süreç tasarımı ve uyarlanması kısmında “Çevik Yaklaşım Metodolojileri (Agile Approach)” yerine “Klasik Yaklaşımın” tercih edilmesinin dönüşüm sürecinin başarısızlığa götüren temel etkenlerin başında geldiğini belirtebiliriz. Neden mi?
Dönüşüm süreçlerini temel olarak iki ana faz kapsamında düşünebiliriz: Tasarım (Desing) ve uyarlama (Development).
Klasik yaklaşımda önce uzun uzadıya kavramsal tasarım süreci gerçekleştirilir. Bu süreçte işin nasıl yapıldığı, neler yapılmak istendiği gibi konular detaylıca ele alınır ve süreç sonunda mutabık kalınan konuları içeren bir doküman hazırlanır. Ardından uyarlama süreci başlar; ancak uyarlanan çözüm büyük oranda beklentilere karşılık vermez (ERP, MES projelerindeki başarısız sonuçlar bu duruma en güzel örneklerdir). Bunun temel nedeni, tasarım aşamasında düşünülmeyen ya da o aşamada akıllara gelmediği için kavramsal tasarım dokümanına yazılmayan farklı bir ihtiyaç doğmuş olmasıdır.
Bu durum asla bir eksiklik değildir, aksine olağan durumdur. Sürecin başında ve geneli için yapılan statik kavramsal tasarım çalışmalarının, ilk seferde ve tam olarak nihai beklentileri karşılaması mümkün değildir! Keza, birçok kritik ihtiyaç gerçek kullanıcı deneyimi (UX: User Experience) gerçekleştirildikten sonra ortaya çıkar.
Yeni ihtiyaçların ortaya çıkması gerçeği, tasarım ve uyarlama sürecinin eş zamanlı olmasını (Iteration and Increment), sık aralıklar ile kullanıcı deneyimi yaşanmasını (Sprint) ve bu deneyimler sonunda elde edilen geri bildirimlere göre kavramsal tasarım dokümanının (Backlog) sürekli güncellenmesini (Living document) gerektirir. Aslında, bize hiç de yabancı olmayan ve yirmi seneden beridir özellikle yazılım geliştirme süreçlerinde uygulanan Çevik Proje Yönetimi tam da bu aşamada aranılan kandır.
Özetle; dönüşüm süreci bina yapmaya benzemez; statik değil dinamik yapısı vardır! Kapsamı anlık olarak asla net değildir, içeriğinde belirsizlik ve değişkenlik çok fazladır. Gerçek ihtiyaçlar, deneyimlemeler sonucunda ortaya çıkar ve zamanla gelişir.
Bu bağlamda, dönüşüm sürecinizde çevik yaklaşımları uygulayın. Klasik yaklaşım üzerinden konuyu ele alırsanız büyük oranda istekleriniz gerçekleşmeyecektir. Bunun üzerine bir düşünün derim…